11 Eylül 2008 Perşembe

İFTARLIK RUHLAR

Eeee...malum ramazanda geldi....!!!
(not:bu yazıya ramazanda başladım sonunu getirmesi ramazandan sonraya kaldı.)
Veya genel çağırılış şekliyle; "Hoşgeldin ya şehr-i ramazan".... "Hoşbulduk ya şehr-i İstanbul".... Böyle genel bir diyalogları var,ramazanla,İstanbul'un...Birbirleri için yaratılmışlar gibi,birbirine bu kadar yakışan ikili bulmak azdır veya zordur,siz hangisini kabul ederseniz...Ramazan gelecek diye mahyalarıyla süsler bedenini şehr-i İstanbul.Bunun bu güzelliğine karşılıkta bereketini bırakır İstanbul üzerine.Çok güzel bir ikilidirler...
Buna mukabil ramazanı yaşayan insanlarda bir telaş vardır...Ramazan geliyor hazırlıklar yapılmalıdır.Yaşamlar bir aylık bir ayılma orucuna tutulur.11 ay boyunca yaşam unutulur 1 aylık sükunet tüm bedenleri kaplar....sakinlik ve huzur vardır bedenlerde...aşırılık yok sadelik vardır...11 ay boyunca unutulan fakir fukara gözetilir,açlar doyurulur,1 aylık vicdanlar muhasebe edilir...Kimi bu muhasebeyi 11 ay devam eder,kimi Süleyman Demirel gibi "Nerde galmıştık..." diyip kaldığı yerden romanını yazmaya devam eder...Herşeye rağmen güzel zamanlardır Ramazan zamanları...İnsanların açlık karşısındaki değişik ruh hallerini gözlersiniz,asıl eğlencede burdan sonra başlar..............
Kahramanlarımız ramazanın yüzü suyu hürmetine Allah rızası için oruçlarını tutmaktadırlar (tahmin edeceğiniz gibi Ayşe ve Turan kahramanlarımız)...Ancak her oruç insanında gözlenen meşum hadise gözlemlenir...Nedir bunlar:
- Oruç insanı gün içinde sabahları uykuludur,bitkindir.Çünkü Sahura kalkmıştır ve akabinde iş için yollara koyulmuştur.Yatıp Sahura kalkma ve tekrar iş için kalkma sırasında uykusu bozulan Oruç insanında böyle uykulu ve bitkin hal normal karşılanmalıdır...Öğleye doğru kendine ancak gelmeye başlar.Oruç yüzünden kafein alamayan bünye ancak kendine geliyor yapacak birşey yok maalesef.
-Oruç insanı öğleyin bir boşluğa düşer..Vücut genel itibariyle 11 ay boyunca bu saatlerde yeme işlevini gerçekleştirdiği için bünye afallar ve bu saati geniş bir bönlük içinde geçirmeye çalışır...
-Oruç insanı öğleden sonra artık bitkinlik noktasındadır...Vücudundaki şeker seviyesi iyice düştüğü için beyinsel aktivite işlerinden kaçınması gerekmektedir.Çünkü artık odak noktası İftar vaktidir.Sadece iftarda yiyeceği yemeği düşünmektedir.Bu esnada kendisine sunulan çetrefilli işlerden mümkün olduğunca kaçma eğilimindedir...Ama kendisinin suratına yapışmış bulunan o nur gitmediği için bu tür işler hep başına patlar ve zamanın geçmesi için debelenip durur...Amaç iş yapar görünüp,zamanı öldürmektir.
Evet genel itibariyle Oruç insanımızda Ramazan boyunca munis bir hava vardır.Vücuda yerleşmiştir bu hava...Seri katil de olsa,terbiyesiz bir kişilikte olsa Ramazanda bu kişiler munis olduklarından her türlü şeyi yapabilirsiniz,ancak 11 ay boyunca kaçma ihtimalinizin olmasını gözden geçirdikten sonra....Yoksa 11 ay boyunca çekeceğinizi ne ben tahmin edebilirim ne de siz....Adımınızı yorganınıza göre atın (ahanda oruç başa vurdu)...
-Oruç insanı iftara doğru ortamına göre 10 kaplan gücündedir....İftara kadar uzunca bir süre munis idare eden bu tipler,iftara 1-1,5 saat kaldığında çevresindeki kimseyi tanımaz olurlar...Aniden enerji yüklenirler...İftar vakti yiyeceği hurmaları düşünmesinmesinden midir,yemek sonrası götüreceği tatlıların hayalinden midir bilinmez,enerji seviyesi üst seviye yapar...2 saat önce yürüyemez gördükleriniz iftara 1 saat kaldığın da, bir görün Allah aşkına....Kaplan gibidirler....atlarlar zıplarlar,koşarlar ve coşarlar....
-Oruç insanı iftardan sonra kafa çalışır ve munis bir halde köşesinde keyifli keyifli oturu....Artık yüzüne renk gelmiş,hafif bir tebessüm yapışmıştır dudaklarına....İşlem bitti gibilerinden....Çok acaip dalgalanmalardır bir Oruç insanı için İftar vakitleri..1 saat öncesinin kaplanı,2 saat öncesinin kuzusu,şimdinin Nuri Alçosudur o artık....

Pekiiii....Yukarıdaki karekterlerimize nooldu..bunlar bu yazıya ne zaman girecekler,bir Turan-Ayşe fenomeni daha yaşayamayacakmıyız dediğinizi duyar gibiyim...Bekleyin geliyorlar...Eee...malum ki hazırlanmaları lazım...son tekrarlarını yapmaktadırlar...ön girişle seyirciyi biraz ısıtayım dedim....

-Turan:vay bana bir eğlence....amannnn....bıybıybıy....
-Ayşe: Turan ne eğlencesi sabahın 4'ün de...ne saçmalıyorsun hadi kalk Sahura.... (iğrenç bir espri geliyor..Sahura..Japon samurai'larından en ünlüsü...kusura bakmayın)
-Turan: Hah...noluyo (Safım benim Hacivat-Karagöz rüyası görüyodu)...
-Ayşe:Kalk hadi sahura (japon... :)) )....
-Turan: Sahura kim? Yoksa burda başka biri mi var,beni Japonla mı aldatıyorsun Ayşe hem de Ramazan ayında (Bir: yazardan bu kadar etkilenme Turancığım,öykünme bana,iyi birşey değil.İkincisi:Ramazan ayında aldatmasında diğer 11 ay aldatsın öyle mi? Yavrum benim aşığım sana)
-Ayşe:?*?*?*?!???!!!***??!!!!***(Ayşe burada hem Turana hem de gaza getirip böyle iğrenç bir espriye alet ettiği için ben yazar kulunuza en kötüsünden bir bakış fırlatır)
-Turan: Ellerine sağlık hayatım her şey pek güzel gözüküyor ( Vay Turanım bu ne atikliktir bir anda masaya ulaştın,o bakışa bende kendime çeki düzen verdim açıkcası)...
(Not: Aslında bu örneklem direkt iftardan başlamalıydı nasıl oldu da sahurdan başlamış bende anlamadım.Madem burdan başlamış devam edelim)
-Ayşe:Afiyet olsun...Biraz daha ekmek istermisin (Bu Ayşe gibi bir kız bulsam...neyse özele girmeyeyim :) )
-Turan:Yok teşekkür ederim hayatım...Sahurda fazla yemek istemiyorum...Ben doydum gibi (Bu arada göz televizyonda ki sahur programlarına dalar)
-Ara ses (televizyon): Efendim Alkolde Allahın bir nimetidir,sarhoş edecek kadar içilmediği sürece bir sakınca yoktur,hem sirkede,elmada alkol yok mu...Bunalrı yiyince alkol almıyor muyuz?(Ben bunları Zekeriya beyazdan dinledim,en azından sahurda bana öyle geldi)
-Turan:?!???!!??!??!??
-Ayşe:?!???!!??!??!?? (İkiside birbirine bakakaldılar)
-Turan:Bu ne diyo yaw...?
-Ayşe:...
(Hala anlamsız bakmakta)
-Turan: Ayşeeee...?
-Ayşe: (Dönüp Turana bakarak)...Efendim (Sersemlemiş bir ifade ile)
-Turan: İyimisin???
-Ayşe:İ...İ...İyiyim...Turan Allasen,ne diyo bu....?????????
-Turan:Bilmem...!!! Bir şekilde saçmalıyor,sahura yeni kalktığından herhalde...

Bu şaşkınlık ve debelenme içinde Ayşe ve Turan sahuru eda edip,bir oruca daha niyet ederler...Saatler yavaş akmaktadır...Ayşe ve Turanın açlıkları öğle saatlerinde artık başlarına vurmaya başlamıştır....(Konuyu böyle sahurdan alıp iftarın son saatlerine bağlamasıda amma zormuş...)
İftar zamanına dpğru kahramanlarımızda ruh çeşitlenmeleri baş göstermektedir artık....İlk saatler munis yapı artık kendini kaplansı bir edaya bırakmaktadır...Şöyle ki:
İftara 5 saat kala: -Turan: Saffet bey bu rapor böyle olmaz...Ben sizden ürün başı maliyet raporu istedim ama siz bana genel bir maliyet raporu çıkarmışsınız lütfen bunu düzeltip bana gelin(görüldüğü üzere Turan'ı bir an da yönetici konumuna soktum ve bir çalışana bağırttım ama kibarca....)
İftara 3 saat kala:-Turan: Saffetttt BEEEEYYYYYYYY...... Rapor hala hazır değil mi????....1 saat içinde masamda olsun.... (Artık lütfenler felan ortandan kalkmış,direkt buyurur bir eda ile...)
İftara 2 saat kala:-Turan: İyi günler herkese,görüşürüz yarın.... Saffet çekil lan önümden.... ("lan" ...???!!!??? tamam biraz abartmış olabilirim lan'lı manl'lı şekilde ama genel geçer yapı böyle ben napim...)

Son saatlere yaklaşırken genelde oruç tutan kimselerde sabır kalmaz...Bu büyük şehirlere özgü bir şey diye düşünüyorum...Artık oruçlu oruçlu ağıza alınması gerekmeyen ne varsa ağıza alınır ve de dile getirilir....gerek yoktur bence...çünkü oruç bir kendini sınama,nefsine hakim olma ibadedidir...Diline hakim olmadan karşındakine söyleyeceğin bir cümle zaten orucun hikmetini alıp götürürü....O yüzden son saatte olsa 2-3 dakika sonrada orucunu açacak olsan sabır etmeyi göstermelisin.İçinde ki canavara yenik düşmemelisin...Ruhunu dezenfekte ettiğin bu ayda,dezenfekte olmayan bir ruh ile gezmenin manası ve de orucun ehemmiyeti yoktur....O yüzden sabır ve sebat ayına yakışır ruhlar ile salınmalı bu ulvi ayda....


Hepinizin geçmiş Ramazan Bayramı mübarek olmuştur umarım...Sağlıcakla kalmanız dileği ile....
Sevgi ve Nur ile kalın....