3 Mayıs 2007 Perşembe

KAN KAYBI

MYDYINGBRIDE NICKLİ KULLANICIDAN GELMİŞ BİR YAZIDIR...



KAN KAYBI




Bulduğum kuytuda tipinin geçmesini bekledim...O kadar uzun sürdü ki,hiç bitmeyecek gibiydi...
Ben neye ,kime güvendim de bekledim onca zaman bu sabırsız ruhumla..üstelik içimde ayrı bir fırtına patlarken dışardakine taş çıkartacak kadar asi...içimden kısık bi ses öyle söyledi bana...dayan..dayan...onu hiç daha yakından tanımaya çalışmadım..hiç önemsemedim...ben bağıra bağıra konuştum hep...o kısık sesle kaldı...istersem duydum onu istemezsem duymadım...tipide mahsur kalmadıkça onu hiç takmadım...
Tipiye inat hayatta kaldım biliyorum...Ilık bir ilkbahar günü hayattan ayrılmak hiç dokunmazdı bana,kolay olurdu hatta arkamda aydınlık ve ılık bir gün bırakarak gitmek...gözüm arkada kalmazdı hem...geride kalanları o güzel resimde bırakmak..

Dışarda amansız bir tipi,herşey aleyhime çarptı durdu kayalarıma,bazen oyuklardan iç duvarlara ulaştı daha fazla korkutmak için beni...Bu kadar üşüdüğüm için,bu kadar kuruyup çatır çatır kırıldığım için buzdan ve korktuğum için
Esen serseri felaketlerden dayandım ben...merak ettim dayansam sonra ne gelecekti diye...dışarıda tipi,ben içeride
Neler yazmışım güneşli günler hakkında...yeter ki o günler gelsin demişim ve beklemişim

...tipi geçti gitti...

dışarı çıkabilir miyim?çıktım...yürüyebilir miyim ve rahatça nefes alabilir miyin?gezebilir miyim yine istanbulun doğusundan
batısına...neşelenir miyim köprüden geçerken...gülebilir miyim yeni ve temiz insanlarla esprilere...hepsini yaptım yine...
sonra gizli gizli avuçlarımın kaşındığını ama umursamadığımı ayrımsamaya başladım günler ilerledikçe...bi gün avucumu açtım...aslında yıllardır kanadığını amam bunu kendime ısrarla söylemediğimi ayrımsadım...bitmeye mahkumdum...yaralar asla iyileşmiyordu...sen onlar yokmuşçasına,umutların hevesin taptaze ve azalmamışçasına,dondurman bütün yaz erimemişçesine,yaşayan bir canlı gibi insanların arasına karışsan da...bir geri sayımın nesnesinden başka bir şey olamıyorsun...sonum kan kaybıydı...

Hayattan vaz geçtim mi peki?Hayır,tahta eller yaptım kendime...nasıl olsa ölmüyordum iki güne...geri sayım devam
Ediyordu ama henüz bitmemişti...sonuna kadar ellerim varmış gibi içinde olacaktım hayatın...tahta ellerimle dolu dolu
Hayata devam ettim bir süre daha...
Derken...ne kadar acımasız olduğumu farkettim...insanlar ağlıyordu,kanıyordu,parçalanıyordu,kırılıyordu,ama ben tahta ellerimi saymaksak hiç eksilmiyordum,hiç üzülmüyordum,ve hiç...acımıyordum...
Onlar renk renktiler..hayatın kusurlu renkelerini taşıyorlardı...küf yeşili,toz grisi,yalancı bej,yalaka sarı,kızgın kırmızı,
Umut yeşili,karamsar karası...ben kusursuz camdım..üstümde bir çizik bile yoktu...bu işte bi terslik vardı...
Ben artık hissetmiyordum...ellerimi kaybedince zayıf bir tarafım kalmamıştı,yaşayan bi tarafım da kalmamıştı...

......
bir an hoşuma gitti,hayatın acısını,kamçısını,dayağını,rüzgarını hissetmemek..evet,sonra tahmin ettiğiniz gibi pek çok tipi geldi geçti ben kısa kollu sokaklarda dolaşıyordum insanlar sıcak kafelere doluşurken...ben hırsım ve tutkumla elde ettiklerimi kat kat artırırken insanlar mutluluğu,sevgiyi,ihtiyaç duymayı,ayrılığı,kavuşmayı yaşayıp eksiliyorlardı ...

....
ben hiç acı çekmiyordum..hem de hiç..sonsuza kadar yaşayabilirim şimdi...beni azaltacak hiç bir şey var değil artık çünkü...insan değilim bunu farkettim artık...efendim?yine o kısık ses bi şeyler söylüyor...sinir bozucu yaratık...
hayır,artık geri dönemem...kendi tufanımda kaybolabilirim bundan sonra yalnızca,insanlara karışamam...eksilmeyi bir dah ayaşamak istemiyorum..kalbim buna dayanmaz...kalbim...heyy,bi dakka...kalbim hala yerinde...onu korumak için işte her şey...tahta ellerimi siper edip koruyacağım onu...sonsuza kadar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder