KÜRTAJ
Sonbahar, Mayıs’ta yaşıyor...Benim içimde ise hiç bi şey yaşamıyor artık...İnsan vücudundaki damarları düz bir yola koysan bilmem kaç milyon kilometre
yaparmış galiba,ben damarlarımda yabancı bir madde olup kendimi dolaştım bi çırpıda,şimdi başladığım yerdeyim... insanoğlunun yaaa demek öyleymiş deme yaşına daha yirmi yıl varken ,ben bütün ukalalığımla bugün olup olacak şudur’u keşfettim diye demeç verdim kendime...dehamla gurur duydum erken keşfimle...
Hissediyorum da insanlar yirmi beşinci, kırkıncı kilometrede falanlar ...
Yılda ortalama bir km hızla gitmişler, benimse yolculuğum bitti bile...ben kaçla gitmiş olabilirim sence,onlar yolun bilmem kaçıncı km.sinde iken ben bitiş çizgisinde...
Çizginin üzerinde bi yerlerde olanlar için anlamı olabilir ancak bi çizginin,bu sayı doğrusu problemlerini bulanlar çok sade bi hayat yaşamış olmalı..benim kafamda hiç düz çizgiler olmadı..eve her dönüşümde farklı bi sokaktan indim aynı olmasın diye..sokaklar bi haftada bitti...sonra semtler ve şehirler...yedi yılda ulaşabildiğim bütün yollardan bi kere geçmiştim,ikinciye geçmek istemedim ki istesem de geçemezdim...çünkü hatırlayamıyordum...yolları hatırlamamaya programlandığımdan...hafızama başka şeyler için rezervasyon yapılmıştı...
Yollardan geçerken, istanbulda gördüğüm herkesin yüzlerine baktım iyice hafızama kazınsınlar diye... onları yüzleriyle ayırt edebilirdim çünkü ... hafızamda ayrı ayrı kartlarda arşivledim onları,tanrı kaç farklı yüz yaratabilirdi?
Hala insanların yüzlerini arşivliyorum durmaksızın ve istemdışı,bir kere dahi gözlerimi kapatamadım..hep yeni bir yüz görebilirim olasılığından...sabahın köründe,insanlar serviste uyurken işe gelişte benim gözüm camda... içimde tükenmeyen bi şeyleri tüketme umuduyla...gözlerimle doyuyorum yaşama güdüsüne...bir gün yokolacağımı unutturan bi tiryakilik benimki...çok denedim,beynimin yorgun düştüğü zamanlarda...ama huzur bulamadım...görmeden...
Yollar ve yüzler tükenmediğinden ben de tükenmeyeceğimi sandım,yollara ve yüzlere karışırım sandım...sanmış olmalıyım ki,dur durak bilmeksizin yoğun bi şekilde ruhumda her kuytuda ne var araştırıp acıtıp sorguladım...zamanın akmasına tahammülüm yoktu ,bir günde iki hayat dolaşıp üçüncü beni bulup uykuya daldım,bir saatte değişsin istedim insanlar,kimseye yıllar vermedim...veremezdim...çünkü yıllar sanki üzerimden geçiyordu köhne yük trenleri olup...yılbaşları,her biten yıla yas tuttum...ellerimden kayıp gidiyordu kumsaatimdeki kumlar...her tane bir kayıp,her saniye bir kayıp..
Sanki daha önce kürtaj edilen bir bebeğe ait ruh olarak varolmuştum da,cennette diğer bebeklerle takılırken ,bi görevli gelip
“kim ister dünyaya gidip bi ömür yaşamayı –yeryüzünden biri çok dua etmiş-tanrı da kabul etmiş--fakat hesaplarına göre bi ruh daha yaratamazmış---
o nedenle sizden bir gönüllü varsa aşağı göndereceğiz--- “
dediğinde ben gönüllü olmuşum...ve çalınmış bir hayatın acısını çıkaracağım diye insan yaradılışına ve doğasına aykırı bi hızla ömürler tüketmişim ...benden çalınan hayatın acısını ne yaparsam yapayım çıkartamamışım...hiçbişey ve hiçkimse yetemez olmuş...minik bi fırtına olup deniz kenarında patlamışım...kimseye zarar vermeden kendi kendimi bitirmişim...
mydyingbride
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder