25 Mayıs 2007 Cuma

TİNERCİ SEVDA


Kızıl saçlarında aradım baharları,açmamış tomurcukları gördüm gözlerinde... Senle batan güneşe sahit olamadık,göremedik beraberce gün doğumlarını... Yaşadığımız yiten günlerdi sadece. Senle ıssız gecelerde ve karanlık sabahlarda beraberdik. Bir türlü birlikte olamadık,bir türlü biz olamadık... Bir ben bir senden ibarettik.
Issız gecelere,ıssız sokaklara aittin sen. Sen ve gece... Sen ve sokaklar... Sen geceye soyunup sokaklarla sevişip yaşarken,ben geceleri kovalayıp sokakları arşınlıyordum gölgenle sevişip hayaline tutunabilmek için. Görmediğim sabahlarda hayal ediyordum seni,kayboluyordum bedeninde sonra... Ama sen gecelerdeydin... Sonra ne mi oluyordu; sen yine senle,ben yine sensiz.Aramıyorum başka rüzgar, tek rüzgara gebe bu beden,rüzgarını bekleyen pervane gibi... Pervane hep aşıktı ateşe,yanmaktan hiç kormadı,yandı durdu ateş için yandı durdu aşkı için... "Sevdiğini mertçe seven kişi Pervane gibi özler ateşi. Sevipte yanmaktan korkanların, Masal anlatmaktır bütün işi!" diyor Ömer Hayyam... Pervane olup konsam bedenine,karışsam saçlarına,değse kanatlarım tenine,erisem teninde,eriyipte karışsam bedenine... Aksam damarlarından kalbine...Isıtsan yaksan tekrar ve tekrar beni... ve sonra karışsak beraberce dalgaların gürültüsüne,dalgalar karıştırsa bedenlerimizi... ben sen olsam sende ben... Sen benden aksan deryalara,ben aksam tekrar sana. Bilemiyeceksin yazılanlardan başka bendeki yansımalarını... Tıpkı su kenarındaki yansımasına bakan bir söğüt gibi... Döksem bütün yapraklarımı üzerine,kaplasam tüm bedenini benle ne fark eder. Tüm bedenim çıplak kalsa ne farkeder. Kavrulsam güneşin sıcaklığı ile ne farkeder... Ben su kenarında susuz bir söğüt,çıplak bir söğütüm... Susuzluğum yalnız sana ait...
Sen gecelere aittin, Ay idi güneşin senin... Ay tutulmalarını bile beraber yaşayamadık. Haberi olmadı hiç bir zaman güneşin aya tutulduğundan,ay kendince tutuldu,kendince küçüldü. Güneş hep ulaşılmaz oldu onun için uzaktan izlemekle yetinip dünyaya sığındı... Ancak bir süre sonra baktı ki Dünya da ki insanlarda Güneş'e tapmaya başladılar,hayat Güneşle başlamış ve devam ediyordu Dünyada... Zaman zaman Dünyalar giriyordu aramıza zaman zaman ben giriyordum Dünyalarla arana... Tutulmalarıma ama sen yine görmedin... Kör olmaktan korktuğun için mi bakmıyordun gözlerimde parlayan güneşe,görmüyordun gözlerimi... Ben çoktan kör olmuştum sana bakarken,kızıl saçlarına dalmışken...
Sen sokaklara aittin,ben sana müptela.Elinde tinerli bezine sarılmış bir sokak çocuğuyum ben,yanından defalarca geçtim görmedin beni,korkarak uzaklaştın.Elimdeki mendil senin kokunla doluydu halbuki. - Bir aş(k) ver be abla kalbi mi doyuracam...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder